CHP lideri Özgür Özel’in boykot çağrısı iktidar destekçileri ve muhalif kesimlerce doğal olarak farklı değerlendiriliyor.
CHP lideri Özgür Özel’in boykot çağrısı iktidar destekçileri ve muhalif kesimlerce doğal olarak farklı değerlendiriliyor.
“Yurttaş siyasi meşrebine göre refleks gösteriyor” dersek sanırım yanılmış olmayız.
İktidar ve destekçileri tüketim boykotunu “milli sermayeye”, medyaya yönelik boykotu da “basın özgürlüğüne” darbe olarak görüyor.
Öyle ki…
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, boykot çağrısı yapanlar hakkında, "nefret ve ayrımcılık" ile "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarından soruşturma başlattığını duyurdu.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bu durumu "Siyasi tarihimizdeki en büyük siyasi fanatizmi ve sosyal bölücülük" diye yorumlarken, Ticaret Bakanı Ömer Bolat "Ticari kaybı olanların tazminat davası açabileceğini" söyledi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da "Ekonomimize bir darbe girişimidir" değerlendirmesinde bulundu.
Boykota karşı gösterilen tepkilere baktığımızda TOBB, MÜSİAD, ASKON, TESK, İTO ve İSO ilk ses veren çatı kuruluşlar olarak öne çıktı.
Bir günlük alışverişin nakit ve kredi kartıyla yaklaşık 65 milyar TL’yi bulduğu tahmin edilen Türkiye ekonomisinde boykot çağrılarına kimlerin destek vereceği de önem arz ediyor.
CHP lideri Özel’in açıkladığı listede yer alan şirketlere ait mal ve hizmetlerin satın alınmaması veya tüketilmemesinden söz ediyoruz.
Daha çok alt-orta, orta ve üst gelir grubu kişilerin boykotunun etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Karşılık bulması durumunda boykotun etkilerinin hissedileceği aşikar.
Bunun önüne geçebilmek için her türlü çabaya da rastlıyoruz.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in boykot yapılmasını istediği firmaların listelendiği boykotyap.com sitesi iki gün sonra engellenince boykotyap.net sitesi açıldı.
Gelelim sadede…
Türkiye’yi sarsan 19 Mart krizi ve sonrasında yaşananlara bakılınca…
Siyasi kırılmanın ekonomik kırılmaya da neden olabileceği endişesi gölgesindeki boykot çağrılarının nasıl karşılık bulacağı, erken seçim taleplerinin akıbetini de belirleyecek.
Süreç bunu gösteriyor.
‘İktidarı emekliler belirleyecek!’
Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı, ESTV yayınında emeklilerin içinde bulundukları ruh halini ve ekonomik durumu özetlemeye çalıştığı konuşmasında iktidarın taleplerini görmezden geldiğinden bahsetti.
Açlık ve yoksulluk sınırı ile emekli maaşlarının kıyaslanmasını doğru bulmadığını dile getiren Şanlı’nın şu sözleri önemli:
“Ülkenin mevcut ekonomi koşullarında bizi o noktaya sıkıştırdılar. Herkesin insanca yaşayabileceği adaletli gelir dağılımını savunuyoruz. Biz Büro Emekçileri Sendikası'nın verilerini baz alıyoruz.
Mesela mart ayındaki verilerde yoksulluk sınırı 82 bin lirayı geçmiş. Emekli maaşlarını buna göre kıyasladığımızda ne kadar çok aşağıda olduğunu görüyoruz.
Onun için yüzde 100 artırılsa dahi çok daha aşağılarda olduğunu görüyoruz. Şu anda 45 bin lira civarında en düşük memur maaşı. Biz hiç olmazsa emekli maaşlarının bu seviyeye çıkarılmasını talep ediyoruz.
İktidar bizi sürekli savsaklıyor. Ancak şu iyi bilinmelidir ki, önümüzdeki seçimde, sandık geldiğinde…
Bir örneği yerel seçimlerde görüldüğü gibi iktidarı emekliler belirleyecek.”
Türkiye’de 16,5 milyon emekli var. Tabii ki emekliler blok halinde bir parti seçimi yapmıyor oy kullanırken…
Ancak 2023 yılındaki genel seçimlerde 64 milyon seçmen olduğu, 54 milyon seçmenin oy kullandığı hesaba katıldığında…
16,5 milyon emeklinin örgütlü hareket etmeleri durumunda ne kadar büyük güç olduğu aşikar.
Zam yapılırken geçim zorlukları görmezden gelinen emekliler “kışı geçirirken yedikleri ayazı unutmazlarsa”…
İşte o zaman “yandı gülüm keten helva.”
Demedi demeyin.