Bilindiği gibi taraftarımız ciddi bir umutsuzluk icerisinde. Kulübe üye bile olmayanlar yönetime tâlip oluyor. Bir diğer başkan adayı 23 Nisan çocuğu gibi başkanlık koltuğuna oturup, fotoğraf çektiriyor.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ES TV ekranlarında gazeteciler Arif Anbar ve Ali Baş'ın sorularını yanıtlama imkanı buldu. CHP'nin 'Kurt' politikacısı partisindeki kayyum gelişmelerinden tutun, AK Partililerin pazarlıklar neticesinde göreve geldiğine kadar pek çok önemli konuda görüşlerini aktardı. Sanırım son zamanlarda yapılan en etkili 'Gündem belirleyen' söyleşiye Anbar ve Baş imza attılar. Her iki meslektaşımı da tebrik eder, Eskişehir'in Nabzı programını izlemenizi öneririm.
Ancak burada Sayın Kurt'un Eskişehirspor hakkındaki görüşlerine yer vereceğim. Bilindiği gibi taraftarımız ciddi bir umutsuzluk icerisinde. Kulübe üye bile olmayanlar yönetime tâlip oluyor. Bir diğer başkan adayı 23 Nisan çocuğu gibi başkanlık koltuğuna oturup, fotoğraf çektiriyor. Kulüpte borçlar gırtlağımıza kadar gelmiş durumda. Taraftar umutsuz olmasın da kim olsun?
Bu koşullar altında camia küstürdüğümüz eski Başkanımız Sinan Özeçoğlu'na bir umutla sarıldı. Hatta bir grup taraftar açlık grevine bile başladı. Öteden beri Eskişehirspor'a bir ağbi gerektiğini, bu kişinin de Kazım Kurt olabileceğini belirtiyorum. Nitekim Odunpazarı Belediye Başkanı hiç bir zaman işin içine siyaseti karıştırmadan, Eskişehirspor'a sahip çıktı. Eskişehirspor'a AK Partililer de MHP'liler, CHP'liler ve İYİ Partililer de yönetici olabilir. Ancak bu kişiler Eskişehirspor'u kullanarak kendi partilerinin reklamını yapmaya kalkarlarsa işin rengi değişir. Kaan Ay yönetimi en çok bu konuda yıpranmadı mı?
Her neyse...
Eskişehir tribünlerinden geldiğini hatırlatan Kazım Kurt, Sinan Özeçoğlu'na yapılan baskıların samimi olmadığını ifade etti. Kurt taraftarın açlık grevine başladığını da hatırlatarak, böylesi bir eylemin netice vermeyeceğini, diyalog ortamının tesis edilmesi gerektiğini ifade etti. Tabii burada Kazım Kurt'un attığı taş'ın Osman Taş'a değip değmediğini bilmiyoruz. Zira Sayın Kurt Osman Taş'a bir mutabakat yönetimi kurulması gerektiğini, bu konuda da elinden geleni yapacağını söylemişti. Keşke o zaman Osman Taş Kazım Kurt'u dinleseymiş. Böylece Eskişehirsporumuzun çok kıymetli 4 ayı heba olmazmış...
Sayın Kurt'un dile getirdiği bir husus daha var ki, herkesin aklına gelen, ancak kimsenin yüksek sesle dile getirmediği bu konudan da bahsetmemek olmaz. Kurt, 3'üncü ligden bir takım alınıp, bunun geliştirilme ihtimalinin de masada olması gerektiğini söylemiş. Bu seçeneğin, en mantıklı seçenek olduğunu belirteyim. Fakat duygusal açıdan buna hazır mıyız bilemiyorum...
Bildiğin çaresizlik bunun adı
Eskişehir'de küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik bir seminer yapıldı. ESO'nun düzenlediği panele iş ve finans dünyasının temsilcilerinin yanı sıra milletvekilleri Harun Karacan ve Jale Nur Süllü de iştirak etti. Panelde konuşan ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, piyasalarda genel bir durgunluk olduğuna, bu daralmanın da nakit akışındaki sıkıntılardan kaynaklandığına işaret etti.
Yani Kesikbaş, "Para yok ağbi; para yok" demek istedi. Öte yandan toplantıya katılan ve KOBİ'lere ilişkin bir vakfın (TOSYÖV) Başkanı Nezih Kuleyin'in açıklamaları da önemliydi. Sayın Kuleyin değerli olan şeylerin parayla satın alınamayacağını, şirketlerin parayla satın alınamayacak noktaya getirilymesi gerektiğini belirterek, "Öğrenilmiş çaresizliği terk etmeliyiz" ifadelerinde bulunmuş. Doğrusu Sayın Kuleyin'i nereden eleştirmeye başlayacağımı şaşırdım.
Öncelikle 'Anne sevgisi' veya 'Dostluk ve sadakat' gibi kavramlardan bahsediyorsanız; evet haklısınız, bunlar parayla mukayese edilemez. Ancak ekonomide her ürünün bir değeri vardır. Bunlar da parayla satılır...
Zaten parayla satılmak için üretilir. Dahası pek çok işadamımız "Bir enayi bulsam da, şirketimi satsam" diye düşünmeye başladıysa, bu Türk ekonomisinin çökme aşamasına gelmesinden kaynaklanmıyor mu? Sayın Kuleyin "Öğrenilmiş çaresizlik" gibi psikolojik yaklaşımlarda bulunacağına, iki satırcık da hükumeti eleştirseymiş, daha isabetli olurmuş. Türkiye'de öğrenilmiş çaresizlik filan yok. Düpedüz çaresizlik var...