Geçtiğimiz hafta birkaç veli telefonla ulaştı ve çocuklarını eğitim almaları için gönderdikleri Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Vali Mehmet Kılıçlar Anaokulunda, oldukça çirkin bir skandala imza atılmak üzere olduğunu vurguladı. Tabi, geçen hafta izin kullandığım için konuyu gündeme getiremedim; o konuyu bugün aktaracağım…
*
Konu şu: Vali Mehmet Kılıçlar Anaokulu yönetimi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na ilişkin gerçekleştirilen kutlamaları işkence olarak görüyor ve sözde işkencenin bu yıl yapılmayacağını, o nedenle bir su parkında paralı etkinlik organize edileceğini duyuruyor.
*
Bakın, Vali Mehmet Kılıçlar Anaokulu yönetimince hazırlanan kabul edilemez duyuruda ne yazıyor… Okuyoruz: “Okul öncesi eğitim kurumlarında bir işkenceye dönüşen ancak vazgeçilmesi düşünülmeyen gösterişe dönüşen gösteriler, pedagojik açıdan pek çok eksikliğine ve birçok çocukta bıraktığı travmatik izlere rağmen ne yazık ki okullarda önemli bir yer tutuyor. Vali Mehmet Kılıçlar Anaokulu olarak, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızda, öğrencilerimizin 5 dakikalık bir gösteri için haftalarca hazırlandığı, gelişimine pek faydalı olmayan çalışmalar içinde olmaları yerine, olması gerektiği gibi, bu günü çocuk ve ebeveynin birlikte eğlenerek değerlendirmesini istiyoruz.”
*
Yukarıda okuduğunuz metnin hemen arkasından, ücret tablosu karşınıza çıkıyor. Biletlerin, para karşılığında, sınıf öğretmenlerinden temin edileceği belirtiliyor. Dahası, etkinliğe katılıma zorlayıcı ifadeler kullanılıyor.
*
Şimdi, tüm bunlar ne anlama geliyor? Sıralayalım…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları için öğrencilerimize öğretilen ulusal çocuk şiirleri ve halk oyunları, işkenceye dönüşürken, aynı zamanda travmatik izler bırakıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları için öğrencilerimizin emek verdiği resim, makale ve beste gibi sanat-edebiyat ürünleri, işkenceye dönüşürken, aynı zamanda travmatik izler bırakıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları sırasında, öğrencilerin, kürsüye çıkıp arkadaşlarına hitap etmeleri, özgüvenlerinin gelişimine katkıda bulunmadığı gibi, işkenceye dönüşüyor ve travmatik izler bırakıyor.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları için yapılan hazırlıklar sırasında, öğrenciler, ne sosyalleşebiliyor, ne de birbirleriyle kaynaşabiliyor; aksine birbirleriyle kurdukları iletişim işkenceye dönüşüyor ve travmatik izler bırakıyor.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları için yapılan hazırlık sürecinde ve kutlamalar sırasında vurgulanan vatan, bayrak, toprak, dil, kültür, birlik, beraberlik, barış, kardeşlik, Atatürk, çağdaşlaşma gibi unsurlar, öğrenciler için işkenceye dönüşüyor ve travmatik izler bırakıyor. Tüm bunlar nedeniyle, para karşılığında, su havuzu işleten bir şirketle anlaşılıyor ve öğrencilerden para toplamak suretiyle, sözde 23 Nisan kutlaması için plan yapılıyor. Söz konusu etkinliğe katılım sağlanması yönünde de baskı yapılıyor. Dahası, maddi koşulları iyi olmayan çocuklara, “gelmeyin” deniliyor.
*
Yazıklar olsun, diyerek devam ediyorum…
*
Vali Mehmet Kılıçlar Anaokulu yönetiminin bu kabul edilemez zihniyeti, velilerden büyük tepki alıyor. Bazı veliler, çocuklarını, söz konusu okuldan almayı düşünürken, bazıları ise okul yöneticilerini şikayet etmeye hazırlanıyor.
*
Okul yöneticileri ise velilerden yükselen yoğun tepkiler üzerine, “bir daha düşüneceğiz, 23 Nisan etkinliğini okulumuzda gerçekleştirebiliriz” şeklinde açıklama yapıyor.
*
Son söz… Böyle bir zihniyet yapısı, düşman başına! Türkiye’nin geleceği olan çocuklarımızı yetiştiren bu hastalıklı kafaya dikkat çekmek istiyorum ve yetkilileri, gereğinin yapılması hususunda göreve davet ediyorum!
*
NOT: Okuduğunuz yazı içerisinde yer alan duyuru görselindeki tüm etkinlikler, devlet okulları tarafından, pedagojik açıdan sorun olmaması için yaş aralığı dikkate alınarak, zaten yapılıyor.
Haydar Çorum’a görev
14 Mart 2019 tarihinde, Twitter’da bir konuya dikkat çekmiştim. Neydi o konu? Mihalıççık Belediyesi’nin, orman arazisi statüsünde olan bir alana çöp dökmesi konusu! Seçim bitti, artık eski başkan yok. 31 Mart seçimleriyle birlikte, başkanlık koltuğuna, DSP’li Haydar Çorum oturdu. O halde, Haydar Çorum’un ivedilikle çözmesi gereken konuların başında, söz konusu çöp mevzusu geliyor. Çorum, Mihalıççık’a yakışmayan o çirkin görüntüyü ortadan kaldırmalı ve bir daha, orman arazisine çöp dökülmemesi konusunda duyarlı olmalı.
Kazım Kurt ve Abdülkadir Adar…
Belediye başkanları mazbatalarını alınca, özellikle Odunpazarı Belediyesi’yle ilgili şu soru akla geldi: Meclis üyeleri içerisinden herhangi bir isim, belediye başkan yardımcısı olarak belirlenecek mi? Bu soruyu, Belediye Başkanı Kazım Kurt’a yönlendirdim. Kurt, söz konusu soruya net bir cevap verdi ve dedi ki: “Ben bir deneme yaptım, beceremedim. (Erdal Caferoğlu’ndan bahsediyor.) Dolayısıyla belediye meclisinden bir başkan yardımcısı atamayı uygun görmüyorum. Böyle bir çalışma yöntemini doğru bulmuyorum.” Yine, CHP’nin yaklaşan kongreler sürecine ilişkin şöyle bir soru sordum: Tepebaşı Belediye Başkanının Odunpazarı ilçe kongresine, Odunpazarı Belediye Başkanının Tepebaşı ilçe kongresine karışmasını doğru buluyor musunuz? Kurt, bu soruya ise şu cevabı verdi: “Herkes her yere karışabilir. Ama ben siyasi etik anlamında karışmanın doğru olmadığını düşünenlerdenim ve şimdiye kadar karışmadım, karışmayacağım da.” Bu bölümü bitirirken, şunu da vurgulamak istiyorum. Kurt, ES TV’de katıldığı program ile mazbatasını aldıktan sonra belediyede gerçekleştirilen törende yaptığı açıklamalarda, herkese tek tek teşekkür ederken, özellikle CHP İl Başkanı Abdülkadir Adar’la CHP il yönetimini es geçti. Bunun, bilinçli bir tavır olduğunu düşünüyorum. Zira Kazım Kurt’un desteklediği ekip görevden alınmış, başka bir güç tarafından Abdülkadir Adar’ın atanması sağlanmıştı. Ayrıca Adar’ın, Kazım Kurt’a; Kazım Kurt’un ise Adar’a, politik anlamda tavırlı olduklarını biliyoruz. Buradan hareketle, Kazım Kurt’un, kongreler sürecinde, Adar aleyhinde bir kampanya yürüteceğini şimdiden ifade edebilirim.
Hem sigortasız, hem 50 liraya çalışıyor, hem de trafikte!
Geçtiğimiz hafta birkaç işimi halletmek üzere Bursa’ya gittim. Yeşil Bursa’nın, beton Bursa olduğunu görünce, bir kez daha kahroldum. Her neyse, konumuz bu değil… Konumuz, insanların ekonomik koşulları! Bir yere gitmek üzere otomobil-dolmuşa bindim. Genç şoförle tanıştıktan sonra başladık anlatmaya… Konu döndü dolaştı, geçim sıkıntısına geldi.
“İşler nasıl” diye sordum. Şoför, açtı ağzını yumdu gözünü ve dedi ki: “Erzincan’da iş bulamayınca, Bursa’ya geldim. Burada da bir süre iş bulamadım. Sağ olsun bir hemşerim bana kucak açtı ve dolmuşunda çalışabileceğimi söyledi. Ancak yarama merhem olmadı. Bir kere sigortasız çalışıyorum. İşler zaten kesat, insanlar para harcama
mak için yürümeyi tercih ediyor. İşimizin iyi olduğu günlerde, 70 lira yevmiye alıyorum. İyi olmadığı günlerde, 50 lira veriyorlar. Genelde iş olmadığı için, günlük 50 lira kazanıyorum. Ama yapacağım bir şey yok. Şoför arkadaşlarımızın çoğu, benim koşullarımda çalışıyor. Ne yapalım? Para kazanmak zorunda olduğumuz için katlanıyoruz. Keşke sigortalı bir işim olsa.”
Sövgü mü, demokrasi mi?
Odunpazarı Belediye Başkanı CHP’li Kazım Kurt, şehrin prestijli noktalarında seçim büroları açmıştı. O büroların birinin sahibi, Vatan Partisi Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Raif Eşkinat’tı. Büronun kirası da, bir hayli fazlaydı. Haliyle kirayı, Kazım Kurt ödedi. Ancak Raif Eşkinat, seçim süreci boyunca gözünü Kazım Kurt’a dikti ve kritik günlerde, sert ifadelerle Kurt’u eleştirdi. Bazıları bu durum üzerine, “Raif Eşkinat, hem Kazım Kurt’tan para kazanıyor, hem de Kazım Kurt’a sövüyor” şeklinde yorum yapıyor. Benim yorumum ise tek kelime: Demokrasi!
Bando ESES’in geleceği…
Eskişehirspor’umuzun, gönüllülerden oluşan Türkiye çapında bir bando grubu var. Bando ESES! Aklıma takıldı… Bando ESES’te görev yapan isimlerin neredeyse hepsi, yaşını başını almış abilerimiz. Peki, o isimler elden ayaktan düşünce, ne olacak Bando ESES’in hali?
Merakımı gidermek için başarılı Spor Muhabirimiz Ahmet Deniz Canoruç’a bu soruyu yönlendirdim. Canoruç, içime su serpen şu cevabı verdi: “Meraklanma Arif Abi. Büyüklerimiz, bandomuzun geleceği için genç isimleri yetiştiriyorlar ve bandomuzda görev yapmalarını sağlıyorlar. İçin rahat olsun yani.”